MAKALELER
İŞVERENİN EŞİNİ KENDİ İŞ YERİNDEN SİGORTALI GÖSTERMESİ


 

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4’üncü maddesinde kimlerin sigortalı sayılacağı açık bir şekilde belirtilmiştir. Aynı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 6’ncı maddesinde ise; “işverenin işyerinde ücretsiz çalışan eşinin” sigortalı sayılamayacağı düzenleme altına alınmıştır.

 

Bilindiği üzere sigortalı sayılmanın en önemli koşulu bir işyerinde fiili olarak çalışmaktır. Dolayısıyla fiili hizmete dayanmayan çalışmalar sigortalı çalışma olarak kabul edilmemekte ve bu durum da adli ve idari olarak birtakım sıkıntılar doğurmaktadır.

 

Kanuni düzenlemelere rağmen uygulamada emeklilik hakkı elde etmek sebebiyle işverenlerin eşlerini kendi işyerinden sigortalı olarak gösterdikleri görülmektedir. Ancak bu eşin işveren olarak görülen kocasından herhangi bir ücret almadığı sıklıkla karşılaşılan durumlardandır.

 

Burada dikkat edilmesi gereken husus ücret karşılığı fiili çalışma olgusudur. Yani eşin çalışması fiili bir çalışma ise ve ücret de alıyor ise primleri yatırılarak sigortalı olmasında bir mahsur yoktur. Uygulamada sıkıntılar ile karşılaşmamak adına kayıtların usulüne uygun bir şekilde tutulması, ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması ve tanzim edilip kuruma gönderilmesi gereken belgelerin eksiksiz olarak gönderilmesi gerekmektedir. Bu hususlar ispat kolaylığı sağlamaktadır. Ayrıca sigortalılık başlangıcından önce geçerli bir iş sözleşmesi yapılması da tarafların yararına olacaktır.

 

Bilinmelidir ki, fiili çalışma olgusu gerçekleşmeden sigortalılık suçtur ve bu husus işveren ile sigortalı gösterilenler açısından birtakım mağduriyetlere sebep olabilmektedir.

 

Sosyal Güvenlik Kurumu denetimlerinde fiili çalışması olmayanların tespit edilmesi halinde ilk sigortalılık tarihinden itibaren sigorta bildirimleri iptal edilir. Fiili çalışma olmadan sigortalı olarak bildirilen ve bu kapsamda ödenen primler Sosyal Güvenlik Kurumu’na gelir olarak kaydedilir. Sigortalı görünülen süre içinde alınmış olunan tedavi giderleri yasal faiziyle birlikte Kurum tarafından geri alınır. Denetmen raporları kapsamında Sahtecilik, Dolandırıcılık iddialarıyla Savcılığa suç duyurusunda bulunulur. Şayet bu işlemden kurum zarara uğramış ve suçun unsurları oluşmuş ise mahkemece anılan suçlardan mahkûmiyete dahi karar verilebilir.

 

Konu ile ilgili olarak Yargıtay’ın vermiş olduğu birçok karar bulunmaktadır. Bu kararlardan hareketle sonuç olarak; eşlerine ait işyerinde sigortalı olan, fiilen çalışmayan ve ücret almayan kadınların sigorta günlerinin iptal olmaması, yararlanmış oldukları sağlık hizmet tutarlarının geri alınmaması ve adli süreç ile karşılaşmamaları adına;

1-) İşyerinde hizmet akdi ile çalışmaları,

2-) Fiilen çalışmaları,

3-) Ücret almaları gerekmektedir.

 

Aşağıda yer verilen kararda ise; eşinin düzenli şekilde sigorta primlerini yatıran ve sigorta bildirgesini veren ancak kendi çalışmakta olduğu şirkette gerçekte hiç çalıştırmayan kişi ile ilgili olarak Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına İşlenen Dolandırıcılık Suçundan dava açılmış ancak Yargıtay Dolandırıcılık suçunun unsurları ile kurum zararının oluşmadığını, düzenli şekilde sigorta primlerinin yatırıldığını ve sigorta bildirgesinin verildiğini, dolayısıyla sanığın dolandırıcılık kastının olmadığını ifade ederek beraat kararı vermiştir.

 

15. Ceza Dairesi        

2012/15415 E.

2013/14905 K.

KAMU KURUM VE KURULUŞU ZARARINA İŞLENEN DOLANDIRICILIK SUÇU

ÇALIŞMAYAN EŞİ SİGORTALI GÖSTERMEK

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 158

 

"İçtihat Metni"

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.

 

Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

 

TCK'nın 158/1-e bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.

 

Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.

 

Somut olayda; sanık Cihan'ın eşi olan diğer sanık Çiğdem’i kendi çalışmakta olduğu şirkette gerçekte hiç çalışmadığı ve işe gelip gitmediği halde 01/12/2006 tarihinden 30/04/2007 tarihleri arasında Sigortalı olarak göstermek suretiyle SGK'ya bildirimde bulunulduğu, böylece kamu kurumunun zararına dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarının işlendiği iddiasıyla açılan davada, dosya içeriği, sanıkların savunması, katılan SGK'nın herhangi bir zararı olmadığı gibi, sanık Cihan'ın sekretarya hizmeti yaptığını söylediği, eşi Çiğdem'i Sigortalı göstererek düzenli şekilde sigorta primlerini yatırması ve sigorta bildirgesi vermesi karşısında sanıkların unsurları oluşmayan atılı kamu kurumunu dolandırmak ve resmi belgede sahtecilik suçlarından beraatlerine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş olup bu nedenle tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye de iştirak edilmemiştir.

 

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 07/10/2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

 

* İyi şeyler gerçekleşsin diye kötü şeyler yapma. 

Bu metin toplam 160 defa görüntülenmiştir