KARARLAR
Evlilik Vaadiyle Dolandırıcılık Beraat Kararları

Özet: Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlamasının gerektiği, hileli davranışın belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olması ve sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olması gerektiği, şikâyetçi ile sanığın bir müddet birlikte yaşaması, aile ziyareti yapmaları, resmiyet kazanmamış olsa da belli bir süre aynı evde karı-koca gibi birlikte yaşanması hususlarının evlenme vaadiyle dolandırıcılık suçuna vücut vermeyeceğine yönelik beraat kararları.  

 

YARGITAY

15. CEZA DAİRESİ

Esas Numarası: 2012/17878

Karar Numarası: 2014/11327

Karar Tarihi: 05.06.2014

SUÇ : Dolandırıcılık

 

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

 

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

 

Şikayetçinin askerden döndükten sonra evlenmek istemesi üzerine, köylerinden tanıdığı temyiz dışı sanık H.. S..'nın kendisini Arzu isimli bir kızla evlendirebileceklerini söylediği, A. İ..yı Yenice İlçesi'ne gidip gördükleri, sanık H.. G..'in kendisine verilmek üzere 2.000,00 TL nakit para ile A..İ..isimli bayana da dört adet bilezik alınmasını istediği, şikayetçinin teklifi kabul edip, bayana iki adet bilezik aldığı, iki hafta boyunca A.. İ.. ile karı koca hayatı yaşadıkları, şikayetçinin verdiği sözleri yerine getirmemesi üzerine sanığın, A.. İ..'yı alarak götürmek istediği, bunun üzerine 2.000,00 TL paranın sanığa, iki adet bileziğin daha A.. İ..ya verildiği, böylece şikayetçi ile A. İ..'nın bir hafta daha birlikte yaşadıkları, olay gecesi A.. İ..'nın evi terk ederek gittiği başka bir köyde yakalandığı somut olayda; yakalanamadığı için evrakı ayrılan sanık A.. İ..'nın soruşturma aşamasında müdafii huzurunda yaptığı savunmasında, şikayetçi ile evlenme niyetinde olduklarını, ancak kendisinin pasaportu ile birlikte çantasını daha önce çaldırması nedeni ile resmi işlemleri yapamadıklarını, köy muhtarının kimliğini vermesini, aksi halde jandarmaya haber vereceğini söylemesi üzerine evden kaçtığını beyan etmesi, 4 adet bileziği de müştekiye iade ettiği gözetildiğinde, A.. İ..'nın iki hafta süre ile şikayetçinin yanında yaşamış olması, şikayetçinin sözlerini tutmaması üzerine yanından ayrılması, ancak şikayetçinin vaadini yerine getirmesi üzerine yanına dönüp bir hafta daha yaşamaya devam etmesi birlikte değerlendirildiğinde, olayda evlenme vaadiyle şikayetçinin kandırılıp haksız menfaat temin edildiğinden bahsedilemeyeceği, zira A..İ.. ile şikayetçinin bir süre birlikte yaşadıkları, böylece dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şeklide mahkûmiyetine karar verilmesi,

 

Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.06.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

 

YARGITAY

15. CEZA DAİRESİ

Esas Numarası: 2012/21707

Karar Numarası: 2014/13584

Karar Tarihi: 08.07.2014

SUÇ : Dolandırıcılık

 

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

 

Sanık hakında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde adli para cezasınında teşdid uygulama gerekçesi gösterildiğinden ve sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının 5237 sayılı TCK'nın 50. maddesi gereğince adli para cezasına çevrildiğinden tebliğnamedeki 2 ve 3 numaralı düşüncelere iştirak edilmemiştir.

 

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.

 

Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.

 

Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

 

Sanık ile katılanın evlenme maksadı ile tanıştıkları, sanığın evlenmeyi kabul ettiği ve katılının evine gidip geldiği, onunla gezip dolaştığı, masraf yaptırdığı, cep telefonunu aldırdığı, evlenmeden önce Ayvacık’ta bulunan arsayı nikahtan önce kendi üzerine tapuda devredilmesini sağladığı ve tapuda işlem yapıldıktan sonra katılan ile evlenmekten vazgeçtiği, katılanın tapu iptal ve tescil davası açtığı ve davanın kabülüne karar verildiği, sanığın evlenme vaadi ile katılanı kandırdığı ve menfaat temin ederek dolandırıdığı iddia edilen somut olayda; oluşa, dosya kapsamına, tanık beyanları, katılanın açıklamaları ve sanık savunmasına göre; sanık ile katılanın evlenemeye karar verdikten sonra henüz nikah işlemi olmadan aynı evde bir süre birlikte yaşadıkları ve tanıklar ile aile ziyareti yaptıkları gözetildiğinde sanığın katılana karşı hileli hareket yaptığına dair delil bulunmadığı ve atılı dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden beraati yerine yazılı şekide mahkumiyetine karar verilmesi,

 

Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 08/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

YARGITAY

15. CEZA DAİRESİ

Esas Numarası: 2013/723

Karar Numarası: 2014/14637

Karar Tarihi: 15.09.2014

DOLANDIRICILIK SUÇU

 

SANIKLARIN EVLENMEK VAADİYLE DOLANDIRMAYA KARAR VERDİKLERİ

 

ÖZETİ: Sanık M. Y.’ın hüküm tarihinden sonra 19.03.2013 tarihinde öldüğünün UYAP ortamındaki MERNİS’ten temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında, hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK uyarınca düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

 

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

 

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

 

Katılanın kendisine uygun bir bayan bulması için sanıklardan T.’i telefonla aradığı, konuşma sırasında sanık T.’in katılanı Uşak iline çağırdığı, bir süre sonra katılanın buraya gittiği, katılanın evlenmek amacıyla bayan aradığını öğrenen sanıkların onu evlenmek vaadiyle dolandırmaya karar verdikleri, bu karar çerçevesinde Uşak’a giden katılanın sanıklardan T. tarafından karşılandığı, sanığın katılanı diğer sanıklar A. ve M.’in birlikte oturdukları eve götürdüğü, burada katılanın sanıklardan M. ile görüşüp konuştuğu, onunla evlenmeye karar verdiği, sanığın da katılan ile evlenmeyi kabul etmiş göründüğü, evleneceğini düşünen katılanın sanığa ait 600 TL kira borcunu ödediği, daha sonra katılan ile sanık M.’in Salihli ilçe merkezine gittikleri, burada da katılanın bu sanığa toplam 4.858,66 TL’lik altın ve ziynet eşyası satın alıp evlilik hediyesi olarak verdiği, sanığın katılan ile ona ait Salihli ilçesi Beylikli köyünde 5 gün kaldıktan sonra katılanın bulunmadığı bir zamanda köyü terk ettiğinin iddia edildiği olayda;

 

Sanıklar haklarında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

 

a)M. Y.’ın aşamalardaki tüm beyanlarında katılanla evlenme niyetinde olduklarını, ancak oğlunun rahatsızlanması üzerine katılanın kendisini götürmemesi nedeniyle gitmek zorunda kaldığını beyan etmesi, diğer sanıkların ise savunmalarında, M.’in evlenme amacıyla gittiğini, evlenmekten vazgeçtiğini daha sonradan duyduklarını belirterek suçlamaları kabul etmemeleri, resmiyet kazanmamış olsa da beş gün kadar aynı evde karı-koca gibi birlikte yaşamaları, sanık M.’e alınıp verilen ziynet ve diğer eşyaların harici evlilik hediyesi kapsamında olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanıkların baştan beri dolandırıcılık kastıyla hareket edip haksız menfaat temin ettiklerine dair mahkûmiyetlerine yeterli delilin bulunmaması, M.’in aynı evde birkaç gün kaldıktan sonra katılanın evinden ayrılarak gitmesinin suçun sanıklar tarafından işlendiğine dair tek başına yeterli delil oluşturmayacağının anlaşılması ve bu kabul dışında olaya karıştıklarına yönelik delil bulunmaması karşısında, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince sanıklar T. ve A.’nin beraatlarına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyetlerine verilmesi,

 

b) Sanık M. Y.’ın hüküm tarihinden sonra 19.03.2013 tarihinde öldüğünün UYAP ortamındaki MERNİS’ten temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında, hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK'nın 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,

 

Bozmayı gerektirmiş, sanık M. Y. müdafi ile sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.09.2014 tarihinde oybirliğiyle, karar verildi.

 

Kaynak: www.legalbank.net

Bu metin toplam 33 defa görüntülenmiştir