KARARLAR
Emeklilik Nedeniyle İş Akdi Bir Kez Feshedilebilir

Aşağıda yer verilen Yargıtay kararlarında emeklilik sebebi ile hizmet sözleşmesini fesih hakkının bir kez kullanılabilecek bir hak olduğu, emeklilik sonrası çalışmanın emeklilik sebebi ile sona erdirilemeyeceği, bu sebebe dayanılarak ikinci sona erdirme hallerinde işçinin emeklilik sonrası için kıdem tazminatına hak kazanamayacağı değerlendirme konusu yapılmıştır.

 






T.C.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi

T. 14/03/2013

E. 2012/16682

K. 2013/5358

 

“Somut olayda, davacının asıl işveren nezdinde emeklilik öncesi ve emeklilik sonrası olmak üzere geçmiş iki dönem çalışması söz konusu olup, davacının emeklilik sonrası yeni bir iş sözleşmesi ile geçen çalışma dönemi davacı tarafından emeklilik sebebi ile sona erdirildiği ileri sürülmüş ise de emeklilik sebebi ile hizmet sözleşmesinin fesih hakkı bir kez kullanılabilecek hak olduğundan emeklilik sonrası çalışmanın emeklilik sebebi ile sona erdiğinin, dolayısıyla emeklilik sonrası çalışmanın davacı işçi tarafından kıdem tazminatını gerektirecek haklı sebeple sonlandırıldığının kabulü mümkün değildir.”


 

T.C.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi

T. 28/04/2014

E. 2014/9635

K. 2014/10149 K.

 

“Somut olayda, davalı işveren işyerinde 28.03.2003-12.03.2012 tarihleri arasında temizlik işçisi olarak çalışmış olan davacının 01.11.2006 tarihinde emekli olduğu ve emekli olduktan sonra da kesintisiz olarak aynı işyerinde çalışmasını sürdürdüğü, 13.03.2012 tarihinde ise davalılara ihtar çekerek emekli olduktan sonra da çalışmaya devam ettiğini, ancak artık emeklilik hayatı yaşamak istediğini ve emeklilik sebebi ile iş sözleşmesini feshettiğini belirttiği anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının tüm çalışma dönemi için kıdem tazminatı hesaplanıp hüküm altına alınmışsa da, 01.11.2006 tarihinde emekli olan ve aynı işyerinde çalışmaya devam eden bir işçinin yaklaşık 5,5 yıl sonra emeklilik sebebi ile iş sözleşmesini feshettiğinin kabulü mümkün değildir. Davacının kıdem tazminatı emekli olduğu tarihe kadar olan çalışma dönemi için hesaplanıp hüküm altına alınmalı emeklilik sonrası dönem çalışmasının ise, davacının haklı bir sebep olmadan işyerinden ayrılması ve izinsiz ve mazeretsiz olarak devamsızlık yapması sebebi ile işverence haklı olarak feshedilmesi ile son bulduğu anlaşıldığından, bu dönem yönünden kıdem tazminatı talebi reddedilmelidir. Mahkemece davacının emekli olduğu tarihe kadar olan dönem için kıdem tazminatı alacağının hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken, tüm çalışma dönemi için kıdem tazminatına hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”

 


T.C.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi

T. 15/02/2016

E. 2014/35303

K. 2016/3765

 

“Somut olayda, davacının davalı işyerinde iki dönem halinde çalıştığı, dosya kapsamında bulunan 17.9.2008 tarihli istifa dilekçesi ve 18.9.2008 tarihli yaşlılık aylığı bağlamasına dair belgeye göre ilk döneme dair çalışmasının yaşlılık aylığı almak amacıyla kıdem tazminatını hak edecek şekilde sona erdiğinin ispatlandığı anlaşılmaktadır.

Davacının 17.7.2012 tarihinde sona eren ikinci dönem çalışmasının emeklilik sebebiyle feshedildiğini ileri sürmüş ise de, yukarda belirtildiği üzere emeklilik sebebiyle sona eren çalışması birinci döneme ilişkindir. Sözleşmenin yaşlılık aylığı almak amacıyla ikinci kez feshi mümkün değildir. Başka bir anlatımla emeklilik sebebiyle iş sözleşmesinin fesih hakkı bir kez kullanılabilir. Hal böyle olunca ikinci dönem çalışmasının kıdem tazminatı gerektirecek şekilde sona erdiği kabul edilemez. Bu sebeple davacının kıdem tazminatının sadece birinci çalışma dönemine dair hesaplanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”

 


T.C.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi

T. 15.2.2016

E. 2014/35303

K. 2016/3765

 

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücreti ile asgari geçim indirimi alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

 

Mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.

 

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

 

KARAR : Davacı isteminin özeti:

 

Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesini emeklilik gerekçesi feshettiğini beyanla kıdem tazminatı, ücret ve yıllık ücretli izin alacaklarını istemiştir.

 

Davalı cevabının özeti:

 

Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.

 

Mahkeme kararının özeti:

 

Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

 

Temyiz:

 

Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

 

Gerekçe:

 

1-)Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

 

2-)4857 Sayılı İş Kanunu'nun 120. maddesi uyarınca halen yürürlüğü devam eden mülga 1475 Sayılı İş Kanunu'nun 14/2 maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında da işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınmalıdır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi hizmet birleştirmesi için gerekli bir şarttır. İşçinin önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatı ödenmişse, aynı dönem için iki defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden, tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün olmaz. Ancak, aynı işverene ait bir ya da değişik işyerlerinde çalışılan süre için kıdem tazminatı ödenmemişse, bu süre aynı işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek son ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanmalıdır. Zamanaşımı definin ileri sürülmesi halinde önceki çalışma sonrasında ara verilen dönem on yılı aşmışsa, önceki hizmet bakımından kıdem tazminatı hesaplanması mümkün olmaz.

 

4857 Sayılı İş Kanunu'nun 120. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1475 Sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesine göre iş sözleşmesinin iş tarafından bağlı bulunduğu kanunla kurulan kurumu ve sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla feshedilmesi halinde kıdem tazminatı hakkı doğar.

 

Somut olayda, davacının davalı işyerinde iki dönem halinde çalıştığı, dosya kapsamında bulunan 17.9.2008 tarihli istifa dilekçesi ve 18.9.2008 tarihli yaşlılık aylığı bağlamasına dair belgeye göre ilk döneme dair çalışmasının yaşlılık aylığı almak amacıyla kıdem tazminatını hak edecek şekilde sona erdiğinin ispatlandığı anlaşılmaktadır.

 

Davacının 17.7.2012 tarihinde sona eren ikinci dönem çalışmasının emeklilik sebebiyle feshedildiğini ileri sürmüş ise de, yukarda belirtildiği üzere emeklilik sebebiyle sona eren çalışması birinci döneme ilişkindir. Sözleşmenin yaşlılık aylığı almak amacıyla ikinci kez feshi mümkün değildir. Başka bir anlatımla emeklilik sebebiyle iş sözleşmesinin fesih hakkı bir kez kullanılabilir. Hal böyle olunca ikinci dönem çalışmasının kıdem tazminatı gerektirecek şekilde sona erdiği kabul edilemez. Bu sebeple davacının kıdem tazminatının sadece birinci çalışma dönemine dair hesaplanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

 

SONUÇ :

Temyiz olunan hükmün yukarda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 15.2.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.




T.C.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi

T. 14.3.2013

E. 2012/16682

K. 2013/5358

 

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

 

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

 

Hüküm süresi içinde davalılar MN Temizlik A. Ş. ve Sağlık Bakanlığı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G. Demirci Yıldız tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

 

KARAR : Davacı, iş sözleşmesini emeklilik sebebiyle feshettiğini, kıdem tazminatı alacağının ödenmediğinden bahisle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

 

Davalılar, davanın reddini savunmuştur.

 

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

 

Kararı kanuni süresi içinde davalılar temyiz etmiştir.

 

Uyuşmazlık iş sözleşmesinin işçi tarafından yaşlılık aylığı tahsisi amacıyla feshedilip feshedilmediği ve buna göre kıdem tazminatı hakkının doğup doğmadığı konularında toplanmaktadır.

 

4857 sayılı İş Kanunu'nun 120. maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte olan 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması halinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır. O halde anılan hüküm uyarınca, fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması şarttır. Bundan başka işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa bahsi geçen işlemler için başvurması ve bu yöndeki yazıyı işverene bildirmesi gerekir. Böylece işçinin yaşlılık, emeklilik, mamullük ve toptan ödeme yönlerinden bağlı bulunduğu mevzuata göre hak kazanıp kazanmadığı denetlenmiş olur.

 

Somut olayda, dosya içeriğine göre davacının aynı işyerinde farklı alt işveren şirketlerinin işverenliğinde 01.07.1993 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı, 01.09.2005 tarihinde tahsis talebine istinaben Sosyal Güvenlik Kurumunca kendisine yaşlılık aylığı bağlandığı, ara vermeden 14.05.2010 tarihine kadar çalışmaya devam ettiği ve iş sözleşmesini emekliliğe ayrıldığı gerekçesi ile 15.06.2010 tarihinde feshettiği anlaşılmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumundan yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için iş sözleşmesinin sona erdirilerek işten ayrılmış olmak gerekmektedir. Yaşlılık aylığı bağlanmasına rağmen ara vermeden çalışmaya devam edilmesi halinde kural olarak yaşlılık aylığı bağlanmasından önce ve sonraki çalışma ayrı ayrı hizmet sözleşmelerine dayanır. Yaşlılık aylığı bağlandığı sırada kıdem tazminatı ödemesi yapılmamış ise önceki çalışma tahsisten sonraki çalışmayla birleştirilerek kıdem tazminatına esas alınabilir. Ancak bunun için tahsisten sonraki çalışmanın dayandığı iş sözleşmesinin kıdem tazminatını gerektirecek şekilde sona ermiş olması gerekir. Somut olayda, davacının asıl işveren nezdinde emeklilik öncesi ve emeklilik sonrası olmak üzere geçmiş iki dönem çalışması söz konusu olup, davacının emeklilik sonrası yeni bir iş sözleşmesi ile geçen çalışma dönemi davacı tarafından emeklilik sebebi ile sona erdirildiği ileri sürülmüş ise de emeklilik sebebi ile hizmet sözleşmesinin fesih hakkı bir kez kullanılabilecek hak olduğundan emeklilik sonrası çalışmanın emeklilik sebebi ile sona erdiğinin, dolayısıyla emeklilik sonrası çalışmanın davacı işçi tarafından kıdem tazminatını gerektirecek haklı sebeple sonlandırıldığının kabulü mümkün değildir. Ancak davacının ilk dönem çalışması kıdem tazminatını gerektirecek hallerden olan emeklilik sebebi ile sona erdiğinden bu dönem için davacı kıdem tazminatına hak kazanır. Bu esaslar dikkate alınarak öncelikle davacının ilk dönem çalışmasının hangi alt işverenler yanında geçtiği tespit edilmeli, bu dönemde davalı şirketlerin işçisi olup olmadığı belirlenmeli, davalı şirketlerden o dönemde alt işveren olmayanların hakkındaki davanın sıfat yokluğu sebebi ile reddine karar verilmeli, alt işveren olanların ise sorumluluklarının kendi dönem ve ücret seviyeleri ile sınırlı oldukları dikkate alınmalı, davalı bakanlığın ise bu dönemde asıl işveren olarak sorumlu olduğu nazara alınarak sonuca gidilmelidir.

 

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 14.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu metin toplam 39 defa görüntülenmiştir